» Günce « kategori arşivi

Tem
26

Son bir kaç aydır hep zamanımın yetmediğinden, bi şeylerin yetişmediğinden yakınıp durdum. Yer yer abidik gubidik ‘kendimce’ pratik (ama reelde statik irrasyonel) çözümler ürettim.

Asansörü beklemedim, merdivenlerden koştum…

Yemek yerken, bir yandan başka bir iş yaptım…

Telefonla konuşurken, mail yazdım aynı anda…

‘aman da aman! multifankçionalim, oh ne âlâ!’ diye sevindim ‘kendimce’…

Sonra farkettim ki duymaya başladım, daha doğrusu anlamamaya. Aklım hep o diğer işte!

Kitap okuyamaz, yazı yazamaz hatta yediğim yemekten keyif alamaz olmuştum…

Sonra durdum, ve dedim ki kendi kendime;

“Bi’ bak bana! Sakin ol!

Dünya kurtulmaz on saniye kazandığın merdivenden!”

Bir süre daha sükunetimin çıkaracağım keyfini…

Kategori: Günce  Etiketler: , , ,  4 Yorum
Haz
24

Otobüs yolculuklarında oturacak yer bulamayınca, basamaklara oturup kitap okumamla başladı arsızlığım. Hele sıcak günlerde açıldıkça kapı, serin serin oturuyor keyfimin eksik kalan unsuru, türk kahvesi için üzülüyordum…

Sonra tereddütlerim başladı… Sırf evime oturarak gidebilmek için bir sonraki otobüsü bekleyip, ilerleyen duraklarda binenlere karşı İstanbul’u fethetmiş Fatih misali kasıla kasıla tepeden bakmaya başladım. Daha sonra binen yaşlıların benim yanıma gelene kadar boş koltuk bulmalarını dua etmye başladım. Dualarımın kabul olmadığını gördüğümde, kendi içses kavgam başladı. “Yerimi versem mi? Yok çantam ağır? Amaaaan! Ayaklarım sağlam nasıl olsa..” deyip koltuğumu verdim. Zaman geçtikçe içses kavgamın süresi uzuyor…

Bugünse arsızlığım başka bir boyuta geçti. Tatlı tatlı uykuya daldım. Bir ara “yaa bu öho’ler koltukları ne rahat olmuş. boyun kısmı da otopedik. alla alla.” derken gözümü araladım. Hayal meyal, yanımda ayakta duran kızın göğsüne yaslandımı farkettim. “ohaaa” deyip, kendimi toparladım. Ama nasıl uykum var anlatamam..

Tekrar içim geçmiş. Bi iki dakka keyif yaptım yapmadım, bi şey başımın altında hareketlenmeye başladı. Baktım az önceki pozisyonun aynısı, kızcağız bana ters ters bakıyor.

Toprlandım, gözümü açıp nerde olduğuma baktım ve hoooop tekrar uyudum. Ve evet artık kıza tamamen yastık muamelesi yapmaya başladım. Offluyor, kıpırdıyordu. Ama bana mısın, nasıl uykum var, hiç kıpırdayasım yok.

Derken telefonum çaldı, ayıp olmasın diye bu sefer uyanmaya karar verdim. O on dakka da bana kâr kaldı :)

Kategori: Günce  Etiketler: ,  2 Yorum
Haz
10

Serçe parmağımda,
kağıt kesiği gibi
yokluğun, sevgili…

İnce ince, kanıyor…

Öldürmüyor ama,
çok pis sızlıyor,
acıtıyor içimi…

Kategori: Günce  Etiketler: , ,  Yorum yap
May
25

2004 yılında yakalanmıştım Lost illetine.. Öyle ki bir kaç günde ilk sezonu bitirdikten sonra, İstanbul sokaklarında aniden kara duman çıkacak, sanki yolumu “diğerleri” kesecek gibi gelirdi…

Kaç kişiyi, efendine söyliyeyim Kate’e, Locke’e, Jack’e benzettim. Hatta bir turist grubunda Sun ve Jin’i gördüğüme yemin bile edebilirim.. (ama velâkin okuyucu, ülke topraklarından bir Sawyer çıkmamasının yanısıra tahayyûl dahi edilemiyor maalesef…)

İlk günlerdeki şokun atlatılmasından sonra, iş yeni bölümü beklemekti her hafta. Tek tek rapid bölümleri indirilir, altyazının çıkması beklenirdi.. doctor_jivago‘un iyi seyirler dilemesiyle keyif başlardı… (Son iki sezonda ise o keyfi Pınar Batum bize sundu.)

Günler, aylar, yıllar geçti… Büyüdük, evlendik, kedilendik… Zaman zaman sorulara mağruz kaldık..

- Lost ne ola ki?
- Ayy, çok süper bir dizi. Böyle, bi uçak bir adaya düşüyor.. Garip olaylar oluyor…
- Nasıl garip!?
- Diğerleri var.. Kara duman var! Cocukları kaçırıyorlar falan…
- Eee?
- Off! Ne söylesem spoyler olcak!!

Her güzel vak’ada olduğu gibi Lost’un sonuna da geldik. Pazartesi sabahın köründe uyanmayı gözüme kestiremediğim için, Pazartesi geceye erteledik o keyfi…

Maaile kurulduk ekran başına. Romantik, “heyoooo hatırlıyorum! Ayy, sen de hatırlıyor musun?” sahnelerinde hiçkira hiçkira ağladım (o esnada ‘hick’ diye bi ses çıkıyordu) …

O an bitse herşey gıkımı çıkarmayacağım.. Velhasıl bitmedi! Keman çalmayı yeni öğrenen birinin konçerto resitali gibi, “gıy gıy” devam etti… Ben şaşkın şaşkın bakarken, şak diye “LOST” diye yapıştırdılar ekrana!

Pek sevgili senaristler “Allah belanızı versin!” demeyi çok isterdim ama bunca yılın hatırı var…

May
02

3-4 aydır ne zaman bu kutuyu evden atmaya kalkışsam ya da niyetlensem bu manzara ile karşılaşıyorum. Fotoğrafta fazla belli olmuyor, ama daha acıklı birer ifade var yüzlerinde…

Yok arkadaş, karar verdim. Bugün değil ama yarın kesin bu kutuyu atacağım!

Kategori: Günce, Kartal ve Yuva  Etiketler: , , , ,  Yorum yap
Nis
23

Bu 23 Nisan‘da BeyazPano Büşra’nın, Serap’ın ve Selin’in...

Doğudaki Eğitim Sorunu

bence bu günümüzeki en önemli sorunlardan biri. Doğuda PKK sorunu olduğu için bazı öğretmenler böyle sorunlar olduğu için doğu illerimize gitmek istemiyorlar. Oysa ki kişileri PKK örgütüne iten eğitimsizlikten kaynaklanıyor.Yani yeterli şekilde bilgilendirmemelerini ve aynı zamanda kendini geliştirememesini de tetikliyor. Bu da büyük sorunlara yol açıyor. Böyle insanların ilk önce eğitim sorununun önüne geçilerek insanları bilgilendirerek aşmamız gerekiyor.
Büşra Sarıoğlu(16)


merhaba,

Ülkemizde çok büyük bir sorun var ve hiç kimse  bunun farkında değil. Bizim ülkemizin kurucusu büyük lider Atatürk’ün düşüncelerini hayatını nasıl bir toplum içinde olduğunu , kurduğu devletin ileride nasıl bir ülke olmasını istediğinibizim gençliğimizin bazıları bilmiyor.Başka bir devletten bir, genç Atatürk hakkında bizim gençlerimizden daha çok bilgi sahibi. Ve bunu öğrenen gençlerimizde bunu çok kolay bir şekilde unutuyorlar . Biz bunun bilincinde  olmalı ve daha çok araştırma yapmalıyız . Küçük yaşlardan ailemiz tarafından çok iyi bir şekilde aktarılmalıdır.
Bu yüzden ilgili kişilerin ailelere bunu öğretmeleri ve kendi liderimizi tanımamızı sağlamalıdırlar.
Serap ŞAHİN (16)

Kategori: Günce  Etiketler: , ,  Yorum yap
Nis
19

Yıllardır yapmak istediğim seylerden biriydi dövme..
Uç bi şeydi, nerdeyse imkansız…
Bi evin, bi kızı…
Hayatta olmaz!
Hersey tam da bi bu mu eksik?
Lafları yetmezmiş gibi, annemin beni terlikle “dövmesi” daha yüksek bi ihtimaldi..

İnatla “yapma!” dendikçe, içimdeki istek daha da büyüdü..

Veya yap ama sakın şunu yapmamalar duydum..

Umursamadım..

Kendi vücudum üzerinde söz sahibi olma isteğiydi belki de..

İcindekileri sessizce anlatma arzusu.. Yapılacaktı o dövme…

Superb League sayesinde Hasan (seyyar tatoo) ile tanışıp, aklımdakileri kağıda dökünce işin rengi daha güzelleşti..

Ve dün.. Sessizce oturup, her iğne darbesinde daha keyifle dövmemin kazınmasının tadını çıkardım..

Beni mutlu eden bir sonuç çıktı :)

evet.. ben bu şekli seçtim..
Karar verdim, yaptırdım!
Tenime olduğu kadar, ruhuma da keyifle kazıdım…

Gerisi umrunda değil..


Bu blog BloggerPrivate.com üyesidir.