Lost Finalinde Gözyaşlarını Tutamayan Masum Köylü
2004 yılında yakalanmıştım Lost illetine.. Öyle ki bir kaç günde ilk sezonu bitirdikten sonra, İstanbul sokaklarında aniden kara duman çıkacak, sanki yolumu “diğerleri” kesecek gibi gelirdi…
Kaç kişiyi, efendine söyliyeyim Kate’e, Locke’e, Jack’e benzettim. Hatta bir turist grubunda Sun ve Jin’i gördüğüme yemin bile edebilirim.. (ama velâkin okuyucu, ülke topraklarından bir Sawyer çıkmamasının yanısıra tahayyûl dahi edilemiyor maalesef…)
İlk günlerdeki şokun atlatılmasından sonra, iş yeni bölümü beklemekti her hafta. Tek tek rapid bölümleri indirilir, altyazının çıkması beklenirdi.. doctor_jivago‘un iyi seyirler dilemesiyle keyif başlardı… (Son iki sezonda ise o keyfi Pınar Batum bize sundu.)
Günler, aylar, yıllar geçti… Büyüdük, evlendik, kedilendik… Zaman zaman sorulara mağruz kaldık..
- Lost ne ola ki?
- Ayy, çok süper bir dizi. Böyle, bi uçak bir adaya düşüyor.. Garip olaylar oluyor…
- Nasıl garip!?
- Diğerleri var.. Kara duman var! Cocukları kaçırıyorlar falan…
- Eee?
- Off! Ne söylesem spoyler olcak!!
Her güzel vak’ada olduğu gibi Lost’un sonuna da geldik. Pazartesi sabahın köründe uyanmayı gözüme kestiremediğim için, Pazartesi geceye erteledik o keyfi…
Maaile kurulduk ekran başına. Romantik, “heyoooo hatırlıyorum! Ayy, sen de hatırlıyor musun?” sahnelerinde hiçkira hiçkira ağladım (o esnada ‘hick’ diye bi ses çıkıyordu) …
O an bitse herşey gıkımı çıkarmayacağım.. Velhasıl bitmedi! Keman çalmayı yeni öğrenen birinin konçerto resitali gibi, “gıy gıy” devam etti… Ben şaşkın şaşkın bakarken, şak diye “LOST” diye yapıştırdılar ekrana!
Pek sevgili senaristler “Allah belanızı versin!” demeyi çok isterdim ama bunca yılın hatırı var…
Altyazı Çevirmenlerine Teşekkür
Eylül’ün gelmesiyle birlikte, takip ettiğimiz diziler de birer birer başladı. Televizyon kullanmadığımız için tüm dizileri internetten takip ediyoruz. Reklamsız ve bir kaç bölüm ardarda seyretme inanılmaz keyif veriyor. Telefon mu çalıyor? Durdur dizi… Bir sahneyi tekrar tekrar mı izlemek istiyorsun? Geri al…
Bu dizi keyfimize keyif katan en büyük etken başarılı altyazı çevirileri. Başarılı bir altyazı çevirisi yapmak kolay değil. Benim de bir kaç denemem oldu. Hem Türkçe’ye, hem de yabancı dile hakim olmak gerekiyor. Dizi karakterlerini iyi tanımak ve yeri geldiğinde kendi hayalgücünü kullanabilmek. Birebir yapılmış bir çeviri bazen çok absürt olabiliyor. (“It is raining cats and dogs” deyimini “Kedi ve köpek yağıyor” diye çevirmek gibi.)
Dizi yayınlandıktan 2 gün sonra altyazıları da hazırlanmış oluyor. Herhangi bir maddi çıkarı olmadan çevirmenler kısa sürede bu altyazıları, yapabildikleri en iyi şekilde çevirmeye çalışıyorlar. Zaman geçtikçe dizi ile isimleri özdeşletiriliyor. Hatta hayran kitleleri bile oluyor. Kendilerini takdir ediyor ve teşekkür etmek istiyorum.

Son zamanlarda gözdemiz olan Farscape dizinisinin alt yazılarını hazırlayan anita, yabani, Anubixx’e ve en çok da Panthesila‘ya teşekkürler. Ülkemiz televizyonlarında yayınlanmamış olması büyük bir kayıp.

Dünyayı kasıp kavuran, insanların kafasını bir haylı kurcalayan Lost dizisinin çevirmenleri Lost’un Dört atlısına (apoc, daedalus, ebrehe ve raskolnikov) teşekkürler. 3.sezonun sonunda diziyi çevirmeye başlayıp 4.sezonda diziyi ile tamamen özdeşleştirilen doctor_jivago‘ya kendi ve “Doctor_Jivago’nun çevirisi olmadan Lost’u seyretmem” diyenler adına teşekkür ediyorum.

sson, pospolen, hasta, daedalus ve moonfac’in tercüme ettiği Heroes dizisinin 1.sezon altyazıları için teşekkür ediyorum. 2.sezonun başından itibaren bu görevi devralan ve başarıyla sürdüren, Heroes dizisi denince akla gelen tek isim olan Darkopal‘e hızlı ve iyi bir şekilde altyazıları çevirdiği için teşekkür ediyorum.

How I meet your mother dizinin eğlenceli bölümlerinde, çevirdikleri altyazıları ile keyfimize keyif katan, 1. ve 2. sezonun çevirmenleri Sheckhin, [tanerr], maximan, Albus, Nirvana, halbarad, gangsta_tr,the Dentist, Kerem Gürsöy‘a teşekkürler. 3.sezondan itibaren bu görevi devralan MonaRıza ve nazo82‘ye de teşekkürlerimi sunuyor ve başarılar diliyorum.

Her sezonunda farklı ve daha zor bir kaçış öyküsünün anlatıldığı Prison Break dizinin altyazı çevirilerini yapan Mert Demir, bluemynx, Myfranco, Tsungeon, MegriM, enis_the_menace, gabelogan‘a ve en çok da 3.sezondan itibaren altyazılarını takip ettiğimiz Takaya‘ya teşekkürler.
Kaçırmayın!
Halet-i ruhiye
Yeni yazılar epostanıza gelsin
Kategoriler
- Bilgi Kırıntıları (30)
- Bir Site Buldum (12)
- Canavarlarım (7)
- Çok güldüm (2)
- Günce (105)
- Kategorilenmemiş (59)
- Okuduklarım (8)
- Serüvenler (24)
- Sinir oldum (3)
- Teşekkür (5)
- Tozlu Arşiv (124)
- Yazılarım (21)
- Yemek Maceraları (11)
Rastgele Yazılar
- Kebapla Şarap Olur Mu Hiç?
- Bazen Küçük Detaylar Gülümsetir
- Deniz Taksi, Vapur Sefası ve Fotoğraf Sergisi
- CEBiT Güncesi
- Braille Alfabesi
- Bugün, BeyazPano Çocukların!
- Pastel Ödüllü Anket Sonuçları
- Halının Altında Neler Gizli?
- Klon
- Schweppes Kısa Film Yarışması 8.Dönem Sonuçları
- Çiğ Köfte Setlerini Kazananlar
- FikriMühim Raid Otomatik Sprey
- Sosyal Radyo’da Ev Hali
- Fındıklı ve Üzümlü Altın Ekmek
- Kelimelerin Soyağacı Çekiliş Sonuçları




