Şubat Gelmiş Yaa :)
Yılın en sevdiğim ayı geldi :) Yurtta şenlikler ile doğum günü kutlama faaliyetleri başladı. Üstelik ben daha “25-20 kaldı heyoo” diye sevinç naramı atmadan önce…
Sevgili Mutfak Sırları ile Pazar günü Carte d’Or’un dondurmalı pasta lansmanındaydık. Orada bile süprize mağruz kaldım. Hem dondurma, hem pasta. Çileklisi de olsa, güzel olurdu aslında. İlk defa kakao yerine, diğer alternatifi tercih ettim. Büyüyorum galiba. Kakaodan vazgeçmek büyümek sanki…
Koşturmacaya devam…
“Ben yoruldum, dinlenicem. Koşmicam ben, yeter” dedim, dinletemedim. Tembellik vakti gelmemiş henüz. Boğulmayacağını bildikten sonra, kendini biraz daha akıntıya bırakmanın zararı yok gibi. Üstelik kendi kendine gaz vermenin sınırı da yok. “Yapamam yeter!” dediğin anda, daha güçlü bir sıçrayış ile zıplamak yerinden.
Hazırım, ben!
Yılın ilk güncesi

Fotoğraf nonsooth
- Yazmayalı tam bie sene olmuş geyiği ile başlamak istiyorum :) Zira ben halâ, “oo, bir sene oldu heh heh. geçen sene hah haha” cümlelerini kullanmayı seviyorum :) Gülmek için bahane mi lazım ki bana?
- Valla, hiç “aman çok olmadı yazmayalı, çok üzgünüm” tribine de giremeyeceğim.
- Yorgun muyum? – Eh işte.
- Farkettim ki not defterime listelediğim maddeler bitmedikçe kendimi huzurlu hissetmiyorum. O maddeler yapılmadıkça, önem sıralamasında daha altta bulunanlara sıra gelmiyor. Maddeleme yaparken de kendime karşı objektif olmayıyorum. Abartıkça abartıyorum :) Son günlerde blogları hep o yüzden n altta ittim. Her neyse :) Barış için geldim dostum, kavgaya değil…
- FF’te sevgili Erhan Yazıcı’nın yayınladığı bir kriptoyu ailece çözmüş ve çok eğlenmiştik. O da sağ olsun hediye olarak ÖDTÜ yayınlarına ait “Şifrelerin Matematiği:Kriptoloji” kitabını bize hediye etmişti. Kitabı okurken farkettim, matematik kesinlikle hayatımda keyif aldığım unsurlardan biri.
- Farkındalık ve kendini tanımak yaşam döngüm içindeki amaçlarımdan bazıları. Matematik tutkumu farketmek ve yıllardır içimde yer alan o ateşi tekrar yakmak keyif veriyor.
- Hep nadasta olduğumu söylerdim ya, sanırım tohumların yeşerdiğini ve filizlerinin şimdilik boynu bükük olarak da olsa toprağın üzerine çıktıklarını görmek büyük bir mutluluk benim için :)
- Tempom aynı şekilde devam ediyor, akşam dokuz-dokuz buçuk eve varıyorum. Yemek, kediler, ev, biraz sevgili derken günüm geçiyor. Çekilen yolun üzerine yorgunluk da eklenince bayılıp kalıyordum. “Kalıyordum”, kalmamaya karar verdim. “Valla” okuyucu! Bünyemi biraz zorlamaya karar verdim. Bekleyip göreceğiz. Zira kendime zaman ayıramıyorum. Kendime zaman ayıramadığım için de, sinir oluyorum. Kendime sinir olduğum için de, üzülüyorum. Üzüldükçe daha çok sinirleniyorum. Amaan tipik balıksal döngüler bunlar :)
- Yakında yeni kampanya var bak, demedi deme :D Çok az kaldı ;)
Günler Kısaldı Mı Ne?
- Kısaldı tabii ki de. Mevsim normalleri, standratları. Miktarda bir azalma yok aslında, bildiğin 24 saat canım. Uyku sürem de azaldı, eee arta kalan zaman nereye gidiyor peki?
- Günlerdir yaptığım hesaplamalar hep bundan ibaret. Sayısal kısım buna akıl yorarken, beynimin nacizane sözel kısmı yapılacak işlerin listesini tutuyor. Tuttuğu yetmezmiş gibi, bozuk plak gibi dolanıyor beynimde.
- Bırak yazı eklemeyi, şöyle 5 dakika bilgisayar başına geçebildiğimde kendimi şanslı sanıyorum.
- Günlerdir konuşamadığım dostlar sitemde. Bugün yarın derken, günler haftalar geçiyor.
- Bense, düzen biraz daha düzen arayışındayım.
- Bir de zaman zaman melankoliye bulanan ataletim. Farkında değilmiş gibi davranarak, zamanın tükenişini algılayamayan ben.
- Neyse bu da böyle bir yazı olsun.
- Diğer bloglarda işler bekler…
Aha, benim bir blogum vardı değil mi?!
Arayı çok açtım değil mi?
Geçen pazartesi yeni bir işe başladım.
“Şunu yapayım, bunu edeyim, aman tema değiştirmeden yazmıyım” diye diye zamanın nasıl geçtiğini farketmedim.2,5 yıllık ev saltanatından sonra, işe dönmenin nasıl bir şey olduğunu tahmin edersiniz :)
İş konusuna gelince, alışma evresindeyiz :) Tadımı biraz kaçıran yol, uzun zaman İstanbul trafiğinden uzak kaldığım için unutmuşum bıraktığı buruk tadı.
Ne diyelim, herşeyin hayırlısı olsun :)
Neler yaptık bi bakalım…
Uzun zamandır gösterime girmesini beklediğimiz Nefes filmini izleme fırsatı bulduk. Bir sinema filminden çok belgesel tadı vardı. “Hıçkıra, hıçkıra ağlarım ben bu filmde” diyordum. Sessizce izlemekle yetindim :)
21 Ekim’de ise Kanal(i)zasyon‘un galasına davetliydik :) Ön gösterim diye galaya kotla katılınca biraz garip kaçmadı değil. Bol ikram, nerdeyse bir salon dolusu tanıdıkla filmi izlemek oldukça keyifliydi. Tabii benim en çok hoşuma giden ve bir canavar gibi hosteslerin üstüne koşarak yaklaşmama neden olan ise Lindt çikolatalarıydı :)
Yakında yeni maceraları ile görüşürüz :)
CeBIT Sonrası
Her yılın aksine bu defa CeBIT’te katılımcı olarak yer aldım. Desnet standında görevliydim. Fuar öncesi koşuşturma ve ne, nasıl olacak telaşı derken zaman akıp geçti.
(Nacizane blogum markanın önüne geçmesin diye size de söylemedim sevgili okuyucu. Vukutlar sayfasından takip etmiyorsan tabii ki :)
2 buçuk yıllık “ev kadını” statüsünden sıyrılmak biraz yorucu oldu aslında. Kahvaltı, kahve keyfi, eh biraz uyku keyfi aman ev temizliği lükslerini rafa kaldırmış oldum :) Gerçi orada bir temizlik terörü estirmedim değil. Göreceğiz fuar sonrası sol kulağım çınlayacak mı :)
Yoğun bir tempoda, koşuşturmaca ve telaşın arasından, yorgun gözüksem de içten içe ben çok eğlendim. Dostlar ile görüştüm, ismen bildiğim dostların yüzlerini görme fırsatım oldu, yeni dostlar ile tanıştım. Beklediğimden çok keyifliydi. Herkese çok teşekkürler.
Yazımı fuar boyunca dilimden düşmeyen repliğim ile bitirmek istiyorum.
“IT 800 nerdeeeeeee?”
Günce 190909
“Şu, bu, o!” derken Ramazan ayı da bitti. Dilerim herkesin bayramı şeker tadında olur.
Neler yaptım? Hmm, sanırım çok gezdim…
Günce 15082009
- Son bir aydır tembellik yaptığımın farkındayım, gerçi biraz da moral bozukluğu var. Öyle ki günce yazmak aklımın ucuna bile gelmedi. Pek sevgili eşim söyledikten sonra farkettim. Neler mi oldu, bi bakalım efendim.
- Öncelikle bir talihsizlik sonucu adsenz hesabımız yasaklandı. Maaşım da kesilmiş oldu böyle. Bir yandan alternatif yöntemler bulma, bir yandan da farklı bir yol çizme nadasındaydım. Yeşerdim mi, henüz değil.
- Leyleği havada gördüm mü hatırlamıyorum. Evde durduğum pek söylenemez bu aralar. Durduğum zamanlarda mutlaka dikkatimi başka şeylerle dağıtıyorum.
- Ammaaan böyle işt. Bitmez benim bahanelerim :) Gelelim güzel şeylere.
- BeyazPano 1 yaşında oldu. Cicili bicili bir pasta yapıp yazacaktım, ancak yaptığım cup-cake beni hayal kırıklığına uğrattı. Kabarmadı gitti. Hamuru da böyle yavan bi şey olmuştu. Üstüne creme-ole sürüp ziyan olmalarını engelledim. Tez zamanda bir kutlama yapmam lazım :)
- “Kampanya Bulamadım’ı açtın, BeyazPano’yu ihmal ettin” diye serzenişte bulunanlar var. Yaaalaaan, yok öle bi şey :)
- İkinci kez teyze oldum :) Kuzenim, yakışlı bir yeğen dünyaya getirdi. Ancak memlekte, hatta memleketin bir ucunda. Ne zaman gidip görmek kısmet olur bilemiyorum.
diyerek kaçıyorum. Bu aralar sürekli bir yerlere doğru koşuyorum. Varmaya az kaldı. Az biraz daha sabır..
Kaçırmayın!
Halet-i ruhiye
Yeni yazılar epostanıza gelsin
Kategoriler
- Bilgi Kırıntıları (30)
- Bir Site Buldum (12)
- Canavarlarım (7)
- Çok güldüm (2)
- Günce (106)
- Kategorilenmemiş (59)
- Okuduklarım (8)
- Serüvenler (24)
- Sinir oldum (3)
- Teşekkür (5)
- Tozlu Arşiv (124)
- Yazılarım (21)
- Yemek Maceraları (11)
Rastgele Yazılar
- Düşlerimi Astım BeyazPano’ma
- Lila Kutu Sürprizi [1 Kişiye Lila Kutu Hediye]
- Çöpünüz, gerçekten çöp mü?
- Anneaa, Bak Ne Yaptım!
- Bu Yaralar Nasıl Oldu, Bilmek İster Misin?
- Bir… İki… Üç…
- 1 Yıl Sonraya Kendime Mesaj
- Ailemizin Yeni Üyesi, Şanslı :)
- Muhabbet Göz Göze Olur
- Saçaklı Sosis
- iğne
- Bir Kurabiye Macerası
- BKG – İstanbul Koleksiyonu
- İlk Teleskobum Yeni Sponsorlarını Bekliyor
- Klon





