" Günce" etiketli yazılar
12 Kasım 2011 - 13:10

Klon

Bazı günler,
olsa bir klonum diyorum,
onu salsam ortaya,
gülümseyip dolansa…

Sonra ben,
geçip bir köşeye sessizce,
örtsem üstüme biraz melankoli,
ve yatırsam kafamdaki sesleri,
derin uykuya…

30 Mart 2011 - 21:38

Bazen Küçük Detaylar Gülümsetir

 

Fişi görünce gülümsemekten kendimi alamadım. Stok isimlerini giren market görevlisi bir yandan biriyle mesajlaşıyordu sanırım :)

14 Ocak 2011 - 12:52

Sırf Keyif İçin Mesela…

Sırf keyif için mesela;

üniversitede matematik okumak,
her yıl farklı bir yabancı dil öğrenmek,
çiğköfte dükkanı açmak,
bütün gün dolaşmak adalarda,
saatlerce kitap okumak,
ya da tango öğrenmek,
ıslak çimenlerde koşmak,
boyamak bir duvarı alelâde,
ya da yürümek sadece,
kod yazmak saatlerce,

İSTERDİM…

02 Mayıs 2010 - 21:37

Ama Ben O Kutuyu Atacaktım?!

3-4 aydır ne zaman bu kutuyu evden atmaya kalkışsam ya da niyetlensem bu manzara ile karşılaşıyorum. Fotoğrafta fazla belli olmuyor, ama daha acıklı birer ifade var yüzlerinde…

Yok arkadaş, karar verdim. Bugün değil ama yarın kesin bu kutuyu atacağım!

18 Mart 2010 - 09:38

Bu Yaralar Nasıl Oldu, Bilmek İster Misin?

Gülmeden durmamı yakıştıramıyorlar ya bazen,
Ben artık hep gülüyorum sayelerinde.

Sahi, bu yaralar nasıl oldu bilmek ister misin?

Yüzümde kocaman bir gülücük…

Önceleri herşey sakindi aslında,
sonra sorularıma yavaş yavaş
cevap düşmemeye başladı.

Aldırmadım…

Bekledim…

Tekrar sordum…

Bu sefer ikinci defa sorulması gerekti soruların,
tek tük düşmeye başladı cevaplar…

Beklediğim bile bile,
gecikti cevaplar…

Kısır döngüler
etrafıma dolandıkça,
geçti zaman.

Cevapsız her soruda,
çoğaldı çizgileri.
Bilinmeyenin keskin yanı,
biraz daha, biraz kanattı
gülümsememi…

Alıştım yaralanmaya..
Alıştım gülmeye…

ve ben artık sadece bir soru soruyorum.

Gülümsüyorum, yayvan ve geniş;

Sahi, bu yaralar nasıl oldu bilmek ister misin?

20 Şubat 2010 - 00:44

Bi’garip günce

:-/ Başlıklara sürekli gülücük atma bağımlılığımdan kurtulmak için bu seferki yazıma gülücükle başladım. Lütfen, bu gülücüğü başlığın devamı olarak kabul edin.

Gülücük dediğime bakma, için için içim ağlıyor bir kaç gündür…

Milyonlarından İstanbul,
Bir kişi gitti..
Kimse farkında değil,
O kişi benden gitti..

Yar’i yolcu ettim yine gurbet İzmir ellerine. “Duyan aylar yok sanacak. Gidelin 2-3 gün olmuş” diyolar demesine de, o bana teselli değil. O içimde yanan ateşe su değil…

Susuzluğuma bi damla deva, telefonda duyduğum sesin. Vurdum kendimi yollara, hiç bir yer bana yuva değil. Yar olmayınca, bu şehir bana ait değil.

Bu şehir benim değil…

10 Şubat 2010 - 18:49

Antalya’dayım :)

Daha önce evrene emanet ettiğim bir düşüm daha gerçekleşti. Daha bi mutluyum o yüzden…

Bir geceliğine Antalya’dayız. 2. memleket İstanbul’dan uzakta biraz kafa dinleyip, uslu uslu çalışma fırsatı buldum. Tatil diyarı ya, belki ondan aklım da dingileşti.

Yaz sıcağında, benim için çekilmez olacağını tahmin ettiğim Antalya’nın kışın harika olduğunu söylemem lazım. Yol boyun evlerin bahçelerinde gördüğüm limon ve mandalina ağaçları hayallerime yeni detaylar ekledi.

Antalya’yı Şubat’ta sevdim ben. Bu aşk devam edecek sanırım…

Güzel haberle kavuşmak nasip olsun sana, Beylikdüzü’m… İstanbul’um…

Havaalanından otele kadar bir kaç yerde selin izlerini görülüyordu. Elbette, hasar daha da büyüktür. Ne diyim, Allah yardımcısı olsun sel mağdurlarının :-/

*Fotoğraf Vikipedia‘dan alıntıdır.

Sayfalar:123456»

Kaçırmayın!

Halet-i ruhiye

    Yeni yazılar epostanıza gelsin