» Bilgi Kırıntıları « kategori arşivi

Haz
06

30 Mayıs’ta Türk Eğitim Derneği’nin başlattığı “10.000 Genç Meşale Daha Aydınlık Türkiye” kampanyası yararına düzenlenen destek gecesinde, İş Sanat’ta İstanbul Halk Tiyatrosu’nun Alevli Günler oyunu sahnelendi. Bu güzel geceye Marjinal’in davetiyle katılma şansı bulduk.

Oyun öncesinde, Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu 2009 yılında en çok meşale yakan destekçilere teşekkür plaketlerini sundu. Plaket alan kişiler arasında biri vardı ki hele, kendisini görünce ağzımı açıp daha bir hayran hayran baktım sahneye. Bu kişi zerafetine ve güzelliğine gıpta ile baktığım Filiz Akın‘dı.

Alevli Günler oyununa gelince; uzun zamandır bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum.

Biri muhasebeci, biri kasap ve Türk kültürü profesörü olan üç çocukluk arkadaşın keyifle toplandıkları rakı sonrası, profesörün kanser olduğunu açıklamasından sonra hüzne boğulur. Hüznün yanısıra ise üçünü de strese sokan ayrı bir sorun ortaya çıkar; profesör bir şamandır ve dini inançları gereği öldükten sonra gömülmesi değil, yakılması gerekiyordur. Ancak bunu gerçekleştirmek karşılarına kanunlar ve açılması oldukça güç bürokrasi ile oldukça zordur.

Irmak Bahçeci’nin yazıp Yıldıray Şahinler’in yönettiği, Cem Davran, Bahtiyar Engin, Levent Üzümcü ve Erkan Can’ın sahnelediği bu eğlenceli oyunu izleme fırsatınız olursa, kaçırmayın derim.

Ufak bir kıvılcım çakıp, 10.000 Genç Meşeleye destek olmak için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

Nis
04

Yeni şeyler denemeyi seviyorum. Kimi zaman abuk subuk bir lezzetle karşılaşsam da (bi karamelize soğan maceram var ki evlere şenlik), çoğu zaman güzel lezzetler keşfetmiş oluyorum.

İş arkaşlarımdan biri “Halk ekmeği süper bir ekmek çıkarmış. Üzümlü, fındıklı tam kahvaltılık!” deyince, yeni lezzet testimi belirledim.

Çalışmaya başladığımdan beri, genelde dışarından kahvaltılık bir şeyler alıyorum. Poğaça, açma, simit dışında pek fazla alternatifim olmuyordu. Bu ekmeği keşfettime çok memnunum :)

Dün tesadüfen bir tane İHE satış noktasının (büfe mi denir yoksa?) önünden geçerken, denemek için 4 tane aldım. 2 tanesi hemen çayın yanında hüplettim. Bir yandan da pakedin üzerindeki yazıları tek tek inceledim.

Altın Ekmeğin içerisindeki fındık miktarı oldukça çok. Üzüm sayesinde hafif bir şekerli bir tadı var. Lifli ve E vitaminli olması gönlümü çeldi. Ben çok beğendim :)

Altın Ekmek tüm İHE (İstanbul Halk Ekmeği) satış noktalarında, 60 gramlık paketlerde ve 25 kuruşa satılıyor. 5 günlük raf ömrü var.  Poğaça veya simide göre daha sağlıklı bir alternatif olduğu gerçek.

İnternette bi kaç araştırma yapınca aslında o kadar da yeni bir ürün olmadığını gördüm, ancak halâ İHE sitesinde ürün fotoğrafı bulunmuyor. Cık cık!

Üşenmedim, sizin için pakedin arkasındaki yazıyı aynen aktarıyorum:

Fındık ve üzüm içermiş oldukları karbonhidrat, protein, yağ ve mineral zenginliklerinden dolayı beslenme açısından oldukça büyük öneme sahiptir.

İnsan sağlığına son derece faydalı olan, üzüm, rüşeym, keçiboynuzu özellikle gelişme çağındaki çocukların enerji, protein ve vitamin ihtiyacının karşılanmasında yardımcı olur. Bedeni ve zihni yorgunluğun azaltılmasında, kalp-tansiyon dengesinin sağlanmasında, kemik ve diş gelişiminde, kan şekeri dengelenmesinde faydalıdır.

İçerisinde bulunan diyet lif sayesinde bağırsak hastalıklarının önlenmesine yardımcı olur. Fındıklı ve üzümlü ekmek Niasin ve E vitamini açısından zengindir. E vitamini en önemli antioksidanlardandır ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinde bir çok fonksiyonda görev alır. Niasin sağlıklı sinir sistemi için gereklidir. Kan dolaşımını düzenler.

Mar
23

Sevgili komşum GökTaşı (Nurcan Örtügen Gök)’nın bir süredir üzerinde çalıştığı  projeden sizlere bahsetmek istiyorum.

Hayalinin peşini bırakmayan GökTaşı, ilköğretim öğrencilerine uzayı sevdirmek ve amatör teleskop yapımı desteklemek amacıyla “Hayalimdeki Uzaya İlk Adım” isiminde bir sosyal sorumluluk kampanyası düzenliyor.

“Hayalimdeki Uzay” temalı resim yarışmasında birinci olan öğrencinin okuluna el yapımı bir teleskop hediye edilecek.

Resim yarışmasına 8 Mayıs 2010 tarihine kadar6-11 yaş arasındaki İstanbul’da öğrenim gören, ilköğrenim öğrencileri katılabilir.

Katılım koşulları hakkında detaylı bilgiyi İlkteleskobum sitesinde bulabilirsiniz.

Desteğinizle kampanya diğer illere de yayılabilir ve hep birlikte GökTaşı’nın “Her okula bir teleskop” hayalini gerçekleştirebiliriz.

Oca
30

Devir teknoloji devri ya, herşeyimiz teknolojik olmaya başladı.

Sevgililer internette tanışıyor; nerde o eski tüp-ekmek kuyrukları… Çocuklar sokakta değil, bilgisayarda oyun oynuyor.  Misafirler evlerde kameralar aracılıyla ağırlanır,  arkadaşının sırtını sıvazlamak yerine “poke’lemeye” başlanır oldu. Hatta toprakla uğraşma keyfi de sanal oldu bugünlerde.

Eskiden öyle miydi peki? “Müsaitseniz annemlere akşama size gelecek” diye evin küçüğü gönderilirdi. Televizyonun baş köşede olmadığı, muhabbetler dönerdi. Aile reisleri yemekte birer tek atar, kahvenin yanında likör ikram edilirdi.

Beyoğlu’da sofralar kurulur, kimi zaman neşe kimi zaman hüzün kutlanırdı. Vefasız sevgililer unutulurdu o sofralarda. Kadehler tokuşturulunca çareler, dermanlar bulunurdu.  Hiç yoktan, “üzülme be dostum, herşey gelip geçer” diye teselliler sıralanırdı. Gecenin sonunda öyle ya da böyle bir gülümseme hakim olurdu dostlarda.

Kahkahalar, arada göze kaçan çöpün sebebiyet verdiği göz yaşları hep gerçekti. Yeni Rakı, “Gerçek sofralar, gerçek muhabbet” deyince bunlar düştü aklıma. Biraz sanalın dışına çıkma zaman geldi sanırım…

Oca
24

Çöpünüz, gerçekten çöp mü? diye sormuştum ilk yazılarımdan birinde. Kendi cevabım her zaman “Hayır” oldu. Ufak bir gofret ambalajının geri dönüştürülebilir olduğunu farkettikten sonra, onu çöpe atmaya kıyamıyorum :) O benim için bir çöp değil, yeniden kullanılabilir bir madde. Dar bir zaman için kumbaraya atılan beş kuruş gibi.  Zamanı geldiğinde öyle bir değerleniyor ki :)

Geri dönüşüm çoğu insana meşkaatli bir iş gibi görünüyor. Öyle olmadığını göstermek için bu mim başlatmak istiyorum. Umarım diğer blogger arkadaşlar da bana bu konuda destek olur. Olurlar, olurlar :)

Peki, Geri Dönüşüm İçin Ne Yapıyorum?

devamı…

Ara
01

http://tr.wikipedia.org/wiki/AIDS

Bugün yani 1 Aralık Dünya AIDS günü. Klasikleşmiş bilgilerin dışında yeni bir şeyler öğrenmek isterseniz, Derki yazarlarından Kızkulesii‘nin aşağıdaki yazılarını okumanızı tavsiye ederim.

Kızkulesiii, HIV pozitif olan ve tedavi gören bir kişi. Hiç ummadığı bir anda eşinden kaptığı virüs hayatını alt üst etmiş. O, yıllarca dimdik ayakta duran Kız Kulesi gibi ayakta durmayı başarmış. AIDS’le savaşının yanısıra, insanları bilinçlendirmek için de çalışıyor…

Kas
02

Flormar’ın bloggerlar ile yaptığı çalışma sona ermiş :(

Flormar’dan gelen cicilerimi gören herkesi bir kıskançlık kapladı nedense :D Dayanamadım, ben de sizler için Flormar’la iletişime geçtim.

Blog sahibi ve makyaj yapmayı seven kadınlar, Flormar’ın sitesindeki İletişim formundan blog adreslerini de belirterek ürün deneme pakedi talep edebilirler. Kendiniz hakkında bir kaç detay, yaşınızı ve bu duyuruyu BeyazPano‘da gördüğünüzü eklemeyi unutmayın ;)

*Elbette, ürün gönderme Flormar’ın tercihine ve stoklarına göre değişiklik gösteriyor.

Kategori: Bilgi Kırıntıları  Etiketler: ,  Yorum yap

Bu blog BloggerPrivate.com üyesidir.