Şub
08

Yılın en sevdiğim ayı geldi :) Yurtta şenlikler ile doğum günü kutlama faaliyetleri başladı. Üstelik ben daha “25-20 kaldı heyoo” diye sevinç naramı atmadan önce…

Sevgili Mutfak Sırları ile Pazar günü Carte d’Or’un dondurmalı pasta lansmanındaydık. Orada bile süprize mağruz kaldım. Hem dondurma, hem pasta. Çileklisi de olsa, güzel olurdu aslında. İlk defa kakao yerine, diğer alternatifi tercih ettim. Büyüyorum galiba. Kakaodan vazgeçmek büyümek sanki…

Koşturmacaya devam…

“Ben yoruldum, dinlenicem. Koşmicam ben, yeter” dedim, dinletemedim. Tembellik vakti gelmemiş henüz. Boğulmayacağını bildikten sonra, kendini biraz daha akıntıya bırakmanın zararı yok gibi. Üstelik kendi kendine gaz vermenin sınırı da yok. “Yapamam yeter!” dediğin anda, daha güçlü bir sıçrayış ile zıplamak yerinden.

Hazırım, ben!

Kategori: Günce  Etiketler: , ,  Yorum yap
Oca
30

Devir teknoloji devri ya, herşeyimiz teknolojik olmaya başladı.

Sevgililer internette tanışıyor; nerde o eski tüp-ekmek kuyrukları… Çocuklar sokakta değil, bilgisayarda oyun oynuyor.  Misafirler evlerde kameralar aracılıyla ağırlanır,  arkadaşının sırtını sıvazlamak yerine “poke’lemeye” başlanır oldu. Hatta toprakla uğraşma keyfi de sanal oldu bugünlerde.

Eskiden öyle miydi peki? “Müsaitseniz annemlere akşama size gelecek” diye evin küçüğü gönderilirdi. Televizyonun baş köşede olmadığı, muhabbetler dönerdi. Aile reisleri yemekte birer tek atar, kahvenin yanında likör ikram edilirdi.

Beyoğlu’da sofralar kurulur, kimi zaman neşe kimi zaman hüzün kutlanırdı. Vefasız sevgililer unutulurdu o sofralarda. Kadehler tokuşturulunca çareler, dermanlar bulunurdu.  Hiç yoktan, “üzülme be dostum, herşey gelip geçer” diye teselliler sıralanırdı. Gecenin sonunda öyle ya da böyle bir gülümseme hakim olurdu dostlarda.

Kahkahalar, arada göze kaçan çöpün sebebiyet verdiği göz yaşları hep gerçekti. Yeni Rakı, “Gerçek sofralar, gerçek muhabbet” deyince bunlar düştü aklıma. Biraz sanalın dışına çıkma zaman geldi sanırım…

Oca
24

Çöpünüz, gerçekten çöp mü? diye sormuştum ilk yazılarımdan birinde. Kendi cevabım her zaman “Hayır” oldu. Ufak bir gofret ambalajının geri dönüştürülebilir olduğunu farkettikten sonra, onu çöpe atmaya kıyamıyorum :) O benim için bir çöp değil, yeniden kullanılabilir bir madde. Dar bir zaman için kumbaraya atılan beş kuruş gibi.  Zamanı geldiğinde öyle bir değerleniyor ki :)

Geri dönüşüm çoğu insana meşkaatli bir iş gibi görünüyor. Öyle olmadığını göstermek için bu mim başlatmak istiyorum. Umarım diğer blogger arkadaşlar da bana bu konuda destek olur. Olurlar, olurlar :)

Peki, Geri Dönüşüm İçin Ne Yapıyorum?

devamı…

Oca
18

2009′un en iyi Türk kitapları arasında gösteriliyor Kayıp Gül. Hakkında yapılan yorumlardan biri;

“Simyacı, Küçük Prens ve Martı’yı sevenlerin mutlaka okumaları gereken
bir kitap”

olduğu için her ne kadar popüler kitap okuma gıcıklığım olsa da kitabı okumaya karar verdim.

Evrene mesajı gönderdim ya, şansıma iş arkadaşım Ömer de kitabı okumaya başlamıştı. Kitabı ödünç alma listesinine adımı yazdırdıktan sonra, beklemeye başladım.

Kitaplara sahip olmayı sevdiğim gibi, ödünç almayı da seviyorum :) Hatta çoğu zaman “Bana okuyacak bir şeyler getirir misin?” deyip, seçimi arkadaşlarıma bırakıyorum. Değişik kitaplar, normalde belki de yüzüne bakmayacağım kitapları keşfetmeme fırsat tanıyor.

Bir dakika?! kitap yorumu yapacaktım değil mi :)

devamı…

Kategori: Okuduklarım  Etiketler: , ,  3 Yorum
Oca
11

Fotoğraf nonsooth

  • Yazmayalı tam bie sene olmuş geyiği ile başlamak istiyorum :) Zira ben halâ, “oo, bir sene oldu heh heh. geçen sene hah haha” cümlelerini kullanmayı seviyorum :) Gülmek için bahane mi lazım ki bana?
  • Valla, hiç “aman çok olmadı yazmayalı, çok üzgünüm” tribine de giremeyeceğim.
  • Yorgun muyum? – Eh işte.
  • Farkettim ki not defterime listelediğim maddeler bitmedikçe kendimi huzurlu hissetmiyorum. O maddeler yapılmadıkça, önem sıralamasında daha altta bulunanlara sıra gelmiyor. Maddeleme yaparken de kendime karşı objektif olmayıyorum. Abartıkça abartıyorum :) Son günlerde blogları hep o yüzden n altta ittim. Her neyse :) Barış için geldim dostum, kavgaya değil…
  • FF’te sevgili Erhan Yazıcı’nın yayınladığı bir kriptoyu ailece çözmüş ve çok eğlenmiştik. O da sağ olsun hediye olarak ÖDTÜ yayınlarına ait “Şifrelerin Matematiği:Kriptoloji” kitabını bize hediye etmişti. Kitabı okurken farkettim, matematik kesinlikle hayatımda keyif aldığım unsurlardan biri.
  • Farkındalık ve kendini tanımak yaşam döngüm içindeki amaçlarımdan bazıları. Matematik tutkumu farketmek ve yıllardır içimde yer alan o ateşi tekrar yakmak keyif veriyor.
  • Hep nadasta olduğumu söylerdim ya, sanırım tohumların yeşerdiğini ve filizlerinin şimdilik boynu bükük olarak da olsa toprağın üzerine çıktıklarını görmek büyük bir mutluluk benim için :)
  • Tempom aynı şekilde devam ediyor, akşam dokuz-dokuz buçuk eve varıyorum. Yemek, kediler, ev, biraz sevgili derken günüm geçiyor. Çekilen yolun üzerine yorgunluk da eklenince bayılıp kalıyordum. “Kalıyordum”, kalmamaya karar verdim. “Valla” okuyucu! Bünyemi biraz zorlamaya karar verdim. Bekleyip göreceğiz. Zira kendime zaman ayıramıyorum. Kendime zaman ayıramadığım için de, sinir oluyorum. Kendime sinir olduğum için de, üzülüyorum. Üzüldükçe daha çok sinirleniyorum. Amaan tipik balıksal döngüler bunlar :)
  • Yakında yeni kampanya var bak, demedi deme :D Çok az kaldı ;)
Kategori: Günce  Etiketler: ,  Yorum yap
Ara
31

Sevgili Kerizella’nın 2009 balosunda beni görüp elbisemi pek bir beğenmiş. “Sahi, nasıldı 2009?” derken pek sevgili kedilerimizin amcası Arman Acar “2009  neden iyi geçti?” yazısında beni mimlemiş. Yazmamak olmaz tabii :)

2009′a güzel bir başlangıç yapmıştık. ch’nin İzmir seyahatleri yüzünden biraz özlem dolu olsa da günler bir bir akıp geçiyordu.

Derken Şubat başında Bedava Ne Var‘ın temelleri atıldı. Kampanyalar benim için eğlenceli bir hobiyken, birden işe dönüşmüştü. Kodlaması, kullanıcı sorunları, hediye seçimi her biri ayrı bir keyifti benim için. Bu yoğunluğa dayanamayıp  isyan eden monitörüm sayesinde, canim notebook’um MSI’ma kavuştum. Kocam sağ olsun :)

Bedava Ne Var, gururla yaptığım bir proje oldu. Projeden çok bir bebek gibi büyüdü ellerimde. Emeklemeyi bırakıp, yürümeye geçecekken işler ters gitti. Yaşam destek ünitesine bağlı kalsa da, yeni yılda fişi çekilecek.

(Ağlamaya başlamadan önce konuyu toparlasam iyi olacak.)

Yeni dostlar, yeni yerler gördük. Doğum günümde, tanışma yıldönümünde, evlilik yıldıdönümün gerilla taktikli süprizlere mağruz kaldım. Cihan’ıma bu yıl daha bi aşık geçirdim. (Cihan için 2009 neden iyiymiş için buradan buyurun.)

Geçen yıl şükrettiğim veya olmasını istediğim ne varsa daha doğrusu ihtiyacım ne varsa hepsi oldu. Beşiktaş’ım şampiyon bile oldu :) Her biri için ayrı ayrı keyifli ve mutlu şükrediyorum.

Tanıdığım, tanıştığım hayatıma renk katan herkese teşekkürler :)

Nerdeyse herkes yazmış bu konuda :) Kimi mimlesem derken, bir baktım ki Mehmet Akgüngör, Begümce, Şahika, Mor Düşler, Başak , Gökhan Şirin henüz 2009 yazılarını yazmamışlar…Eee, arkadaşlar sizler için neden iyi geçti 2009?

Kategori: Günce  Etiketler: , , ,  2 Yorum
Ara
28

29 Aralık…

Herşeyim, ömrüm, canımın doğumgünü.

Öyle bir gün ki, her zamankinden çok şükrediyorum yanımda olduğuna.
İyi ki doğdun, iyi ki yanımdasın, iyi ki seni seviyorum…

Birlikte kutladığımız 7. doğum günü, 70′i de görürüz inşallah  :)
Ayrı geçirdiğimiz süreye karşı, bir gol daha attı birlikte geçirdiğimiz yıllar.

Seni Seviyorum…

Kategori: Günce  Etiketler: , ,  6 Yorum